Zeljko Obradovic'in Fenerbahçe hayali: Koç, biletler bitti!

Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı Başantrenörü Zeljko Obradovic, Socrates dergisine açıklamalarda bulundu. Aktif basketbol oynadığı günlerden, unutamadığı hatıralardan bahseden ve Fenerbahçe'de yapmak istediklerini anlatan Sırp çalıştırıcı, en büyük hayalinin Ülker Arena'ya bilet almaya giden taraftarların, tüm kombineler satıldığı için eli boş döndüğünü görmek olduğunu söyledi.

Socrates

8.1.2016 - 13:12

Paylaş:

Zeljko Obradovic söyleşisinden öne çıkanlar:

'Sabretmek gerek'

"Her şey için zamana ihtiyacınız vardır. Mesela ben takıma çok geç katıldım. Temmuz ayının sonlarıydı... Geldiğimde gördüm ki, burada bazı değişiklikler yapmam gerek. Oturdum ve bir plan çıkarttım. Planımı yönetime sundum ve eş zamanlı olarak bize yardımı dokunabilecek bazı insanlarla görüşmeye başladım. Tabii kadronun güçlendirilmesi de bu plana dâhildi. Neyse işte, dediğim gibi temmuz ayının son bölümündeyiz. Takımların büyük bölümü kadrolarını tamamlamış. Transfer edilme ihtimali bulunan oyunculardan oluşturduğum listeyi yönetime sundum. 'Tamam bunlar olur, diğerleri olmaz koç' dediler. Mutabakata vardık. Ardından ben de yaz ligini izlemek için ABD'ye gittim. 

Benim ABD seyahatim esnansında, basketbol şubesinde bazı değişiklikler oldu. Döndükten sonra yeni bir liste oluşturmam gerekti. Tekrar konuşmaya başladık. O yüzden Fenerbahçe'de ilk sezonumda, zaman zaman transfer edilme ihtimali bulunan oyuncularla ya da başka takım yöneticileriyle direkt iletişim kurmam icap etti. Ancak benim işim transfer görüşmesi yapmak olmamalıydı.

Gelir gelmez bunları yaşadıktan sonra, yönetime 'Gelecek dönemde 24 saat arayabileceğim, iletişim hâlinde olabileceğimbirine ihtiyaç duyuyorum. Taleplerim ve takımın iyiliği için...' dedim. Yönetim de zaten benimle aynı fikirdeydi ve altı ay dolmadan Maurizio Gherardini göreve başladı. Onunla, daha 90'larda tanıştığımız günden beri aynı çizgideyiz. Maurizio ne düşünüyorsa, ben de aynı paraleldeyim. 

Şimdi yapılması gereken biraz sabretmek. Sakin olmalı ve gelişim kaydedildiğine inanmalıyız. Ben gelmeden önce Fenerbahçe'nin Euroleague derecesi neydi? İlk grupta 5-5'le TOP 16. Orada? 2-12. Toplamda 25 Avrupa maçında 7 galibiyet, 18 mağlubiyet. Bir sonraki sezon ben göreve başladım., 8-2 ve 6-8'le sezonu toplamda 14 galibiyet, 10 mağlubiyetle tamamladık. Bu benim ilk sezonum. İkinci sezonu konuşmaya dahi gerek yok. Bu takım, bu kulüp için her şeyin ilacı zaman. Biraz beklemek lâzım. Maurizio Gherardini'nin bu kulübe gelişi, GM oluşu çok önemli. Fenerbahçe, artık Avrupa'da çok saygın bir basketbol kulübü. Doğru yoldayız ve işimizin daha bitmediğini, daha çok başlarda olduğumuzu biliyoruz. Fenerbahçe, bugünkünden çok daha saygın bir konua gelecek. Hepimizin hedefi bu."



'Şaka yaptığımı sanıyorlar ama bu benim hayalim'

"Seyirci rakamları bize fikir vermeli, değil mi?Maurizio ve ben göreve başlamadan önce seyirci ortalaması 3 bin civarındaydı. Son iki yılda ortalamamız 10 bin seyircinin üzerine çıktı. Bu alanda, Avrupa'nın zirvesindeki kulüplerden biriyiz. Ayrıca, geçen yıl kombine satışlarında rekor kırılmıştı. Bu sezon kombine fiyatları neredeyse iki katına çıktı ama satış rakamı aynı. Umarım gelecek yıl daha fazlası olacak.

Bazıları söylediklerimi ciddiye almıyor. Eğleniyorum ya da şaka yapıyorum zannediyorlar. Bir gün Fenerbahçe'nin salonuna kombine bilet almak için gelen taraftarlar gişeden geri dönmek durumunda kalacak. Çünkü bilet bulamayacaklar. Tüm kombineler satılmış olacak. Benim hayalim bu. Maurizio da yanıma gelip 'Koç, bir problemimiz var. Biletler bitti' diyecek. Tabii sadece Maurizio ve ben değil, basketbol şubesi bünyesindeki her çalışan bunu düşlüyor. Başkan, profesyoneller, teknik ekip... Herkes. Fenerbahçe zaten kendi kaynaklarını yaratabilen bir kulüp. Ama bu kombine ve seyirci atılımı, Maurizio'nun bahsettiği seviyeye gelinmesi için önemli bir adım olacak."

'Euroleague'de yarı final oynayınca toparlanmak zor oldu'

"Geçen yıl elbette herkes sezon sonunda şampiyonluğa ulaşma ihtimalimizi yüksek görüyordu. Normal sezonu birinci bitirmiştik ve Euroleague'de elde edilen Final Four başarısı ortadaydı. Oyuncularıma tam olarak bunu anlatmaya çalıştım. Final Four'da olmanın ne ifade ettiğini, bittikten sonra ne hissedeceklerini tasvir etmeye çabaladım. 'Ben 15 Final Four oynadım' diye başlayan cümlelerimin hiçbiri sonuç vermedi. Burada oyuncuların da suçu yok. Çünkü her seferinde, her sene aynı şey oluyor. Panathinaikos'ta ve başka yerlerde bunu hep yaşadım. Euroleague'de şampiyon da olsanız, yarı finalde de elenseniz sonrasında toparlanmak çok ama çok zor oluyor. Motivasyon ve duygular, o geri dönüş yolculuğunda dip noktada çünkü. O haftayı kaldırmak, fiziksel ve mental açıdan çok zor."



'Boş bir rakibe ve antrenöre elenmedik'

"Ufuk Sarıca basketbolu seven, işine bağlı bir koç. Bence oynattığı basketbolu izleyince hakkında net fikir sahibi olabileceğiniz nâdir antrenörlerden biri. Takımın kontrolü onda. Çok çalışkan. Boş bir rakibe ve antrenöre elenmedik en nihâyetinde. Günün sonunda bakıyorum, Pınar Karşıyaka'ya iki maçta uzatmada kaybettiğimizi görüyorum. Detaylar belirleyici oldu. Elbette bir hayal kırıklığı. Belki bu yıl için iyi bir tecrübe olacak. Her zaman, gelişmek için şansınız vardır."

'Avrupa'da tekiz'

"Avrupa'da dört genç oyuncuyla oynayan tek takım Fenerbahçe. Berk, Ercan, Egehan ve Ömer Faruk. Sadeve Euroleague'de değil, Türkiye ya da Avrupa'nın başka yerinde bu yaş grubunda dört oyuncu barındıran başka takım yok. Adriyatik, İtalya, İspanya, VTB... Hepsine bakın. Sözon başında Maurizio'yla oturduk ve kulüp yöneticileriyle de görüşüp böyle bir karar aldık. Semih, Emir gibi oyuncuların yanı sıra, milli takım forması giyen Oğuz, Serhat, Kenan da gitti. Tercih meselesi. Burada benim için önemli olan, taraftarın desteğini almak. Onlar memnunsa ben de mutluyum.

Çocuklar iyi çalışıyor. Daha iyi olabilirler. orası kesin. Sahaya daha çok karakter koyabilirler. Ben bazen, onlardan daha motive olduğumu görüyorum ve bu hoşuma gitmiyor. Gözlerinde o alevi göremediğimde çıldırıyorum."

'Oyuncuları test ettim, bir baktım kimse yok!'

Maçlardan sonra zorunlu idman koymadığım günlerde, genellikle yardımcılarım oyuncularla geceden iletişim kurar ve 'Yarın gelin' derler. Bu gruba da ufak sakatlıkları bulunanlar ya da genç oyuncular dâhil olur genellikle. Bu sene de takımı test etmedim.

Yardımcılarıma bir maçtan sonra 'Yarın kimseye haber vermeyin' dedim. Maçtan sonraki gün Ülker Arena'ya geldik ve baktık ki kimse yok. Ben şut attım. Dejan Bodiroga neden büyük bir oyuncuydu? Sadece takımı için uğraşan adam nasıl böylesine büyük yıldız oldu? Çalışarak, çalışarak ve çalışarak... Bodiroga'nın rutinini şöyle anlatayım:

-Avrupa maçı yaptık, kaybettik:
Dejan ertesi gün idmanda.
-Avrupa maçı yaptık, kazandık:
Dejan ertesi gün idmanda.
Avrupa maçı yaptık, 40 attı:
Dejan ertesi gün idmanda.

Yugoslavya'da 'taş elli' diye bir tabir vardır. Har yardan, her şekilde sayı atabilen adamlara öyle derler. Antrenmanda ekstra 500 şut atıp elinin altında acı hisseden oyuncular içindir. Bakın, şutörlerle karışmasın. Skorerler için diyorum bunu. Antrenmanda BAM BAM BAM, maça çıkıp yine BAM BAM BAM. 'Taş elli' yakıştırmasını hak edenler iyi antrenman yapmıştır. Çünkü canları acıyordur. O acıyı hissetmezsen bir anlamı yok. Bodiroga hissederdi.

Kazansan da, kaybetsen de ertesi sabah idman. Çünkü yaşamında bundan daha önemli bir şey yok. Oyuncularımın büyük bölümü, hayatlarındaki en güzel bölümün basketbol oynadıkları periyot olduğunu anlamıyor. Bir gün farkına varacaklar. Bir gün gelecek ve 'Ah keşke 30 saniyeliğine basketbolcu olabilsem' diyecekler. En iyi ihtimalle, şut atacakları bir pota olur yanlarında. Fazlası değil."